Speechify'ın kurucusu ve CEO'su Cliff Weitzman, yakın zamanda The Pomp Podcast'e konuk oldu. Anthony “Pomp” Pompliano’nun sunduğu bu program, Listen Notes'a göre dünyanın en iyi %0,05’lik dilimindeki podcast’lerden biri ve 50 milyondan fazla indirmeye sahip. 1.200'den fazla bölümüyle The Pomp Podcast, iş dünyasından finansa kadar geniş bir yelpazede konuları ele alıyor, sektör liderleri ve kültürel ikonların başarı hikayelerini anlatarak dinleyicilerin her gün biraz daha akıllanmasına yardımcı oluyor.
Bu bölümde Cliff ve Pomp, sesli içeriklerin yükselişi, yapay zekâ (AI), dilin gücü ve çok daha fazlasına derinlemesine dalıyor. Ayrıca Speechify’ın geçmişi, bugünü ve geleceği de konuşuluyor.
Sohbet, sesli içeriğin yükseliğiyle başlıyor. Cliff, okuma ve yazmanın, konuşma ve dinlemeye kıyasla insanlık için görece yeni beceriler olduğuna dikkat çekiyor. Okumanın, anlamlandırıp çözümlemek için dinlemeye göre çok daha fazla beyin gücü gerektirdiğini, ancak metnin sesli içeriğe kıyasla depolanmasının çok daha kolay olduğunu belirtiyor. İnternetin, cep telefonlarının ve podcast yayınlarının hayatımıza girmesiyle birlikte ses odaklı içeriklerin önünün nasıl açıldığını anlatıyor. Sesli içeriğe erişim, çift hızda ve daha da hızlı dinleme imkânıyla iyice arttı. Böylece insanlar artık aynı anda birden fazla iş yapabiliyor ve her zamankinden daha fazla bilgi edinebiliyor.
Elbette sohbetin merkezinde yapay zekâ var. Önce Cliff ve Pomp, Speechify’ın AI’yı nasıl kullandığından ve metinden sese teknolojisini nasıl doğru şekilde hayata geçirdiğinden söz ediyor. Cliff ayrıca Speechify'ın ilk müşterilerinin B2C alanından geldiğini, ancak zamanla TTS ve AI tabanlı araçların gücünü fark eden daha fazla işletmeyle birlikte B2B ve B2C arasında hızla dengeli bir dağılıma ulaşıldığını paylaşıyor. Yapay zekâ birçok avantaj sunsa da sorumlu şekilde kullanılmalı. Cliff, Speechify’ın titiz test ve geliştirme süreçlerindeki AI güvenliği konusundaki kararlılığının altını çiziyor ve diğer şirketlerin de geliştirdikleri AI araçlarında aynı seviyede sorumluluk ve özen göstermesi gerektiğini vurguluyor.
Konu çalışma hayatı ve yaratıcılığa gelince, Cliff ve Pomp farklı açılardan bakıyor. İlk soru, yapay zekânın yeni işler yaratıp yaratmayacağı ya da mevcut çalışanları yerinden edip etmeyeceği. Cliff’e göre cevap, ikisi de. İnsanlar her zaman ilerlemek için yeni teknolojiler geliştirdi ve yeni araçları kullanmayı öğrenmeyenler, öğrenenlerin gerisinde kaldı. Cliff'e göre bu durum yapay zekâ için de geçerli. Aynı şey, ünlülerin veya müzisyenlerin projelerinde kendi seslerini ya da benzerliklerini yeniden oluşturmak için yapay zekâ araçlarını kullanabildiği yaratıcı süreçler için de geçerli; burada yapay zekâ süreci hızlandırıp verimli hale getirirken insan yaratıcılığının yerini almıyor.
Son olarak, Speechify’ın geçmişi ve şirketin gelecekteki hedefleri masaya yatırılıyor. Cliff, kendi disleksi hikayesini ve gençken kendisi için ihtiyaç duyduğu kişi olma misyonunu paylaşıyor. Pomp’a, Speechify’ın ilk başta disleksi, ADHD, görme zorluğu yaşayanlar ve dil öğrenenler için bir metni sese çevirme aracı olarak ortaya çıkıp, bugün neredeyse herkesin kullanabildiği popüler bir platforma dönüştüğünü anlatıyor. Cliff, hedeflerinin Speechify’ın yapay zekâ araçlarıyla 2,5 milyar insana ulaşmak ve işitsel bir işletim sistemi geliştirmek olduğunu söylüyor.
Sohbetin tamamını duymak için bölümü dinleyin.

